Ulu Atatürk'ün Türkçülüğünü ispat eden aşağıdaki sözlerini bilmeyen veya bilmezden gelenlere inat, biz Türk Milliyetçileri, Türk insanına, Atası'nın özdeyiş ve sözlerinin sadece "Ne Mutlu Türk'üm diyene" ve "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" - sözlerinden ibaret olmadığını öğreteceğiz. "Ne Mutlu Türk'üm diyene" sözünün sadece Atatürk'ün 10'uncu yıl nutkunun son cümlesi olduğunu, -başka yerlerde geçtiği söylense de somut bir belgesi yoktur- ve o metinin içeriğini göz ardı ederek, esas ifade edilmek istenenin beden ve ruh itibarıyla "Türk" olmak olduğunu görmezden gelenler ve bunu böyle göstermeye çalışanlar, bugün Atatürk milliyetçisi(!) geçinmektedirler.
Atatürk, hem kuramsal hem de uygulama açısından tam anlamıyla dört dörlük bir Türkçüydü. Atatürk milliyetçiliğinin içini boşaltmak isteyen ve Atatürk'ün Türklük'le ilgili sözlerini "Ne Mutlu Türk'üm diyene" sözünden ibaret görerek ve bu sözünde aslında neyi ifade ettiğini saptırmaya çalışan sahte Atatürkçüler, Ulu 'un bu sözlerini bilmezler, bilseler de işlerine gelmeyeceği için bilmezden gelirler.
Atatürk'ün görmezden gelinen ve Türk insanına öğretilmek istenmeyen bazı özdeyiş ve sözleri şunlardır:
"Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk'ün varlığı bu köhne aleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek.
"Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne 7 bin senelik, en aşağı bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı. Beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela, korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır. Kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.
"Tanrı nasip eder, ömrüm vefa ederse; Musul, Kerkük ve Adaları geri alacağım. Selanik de dahil Batı Trakya'yı Türkiye hudutları içine katacağım ! ( "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" sözünü saptıranlara ithaf olunur)
"İstanbul'da çıkan bir gazeteyi Kaşgar'da ki Türk de anlayacaktır.
"Türkiye Türklerindir.
"Kanını taşıyandan başkasına inanma!
"Dünya yüzünde, Türkten daha büyük,ondan daha eski, ondan daha temiz bir millet yoktur ve bütün insanlik tarihinde görülmemistir.
"Birgün, ressamlar Türk'ün simasını kaybederlerse, yıldırımı alsınlar, yapıversinler.
"Milli benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avı olacaklardır.
"Türk'lerin yasadiklari her yer misak-ı milli hudutlari içindedir.
"Hayattaki yegane üstünlüğüm, Türk doğmaktır! Muhterem milletime şunu tavsiye ederim ki; sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki cevher-i asli'yi çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin.
"Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluğa dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.
"Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olaganüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir.
"Türk budur: Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan günestir.
"Eger bende bazı fevkaladelikler görüyör, buluyorsaniz bunlari sadece ve yanliz Türk olmama, Türklüğüme bağlayınız.
"Ülkeniz sizindir, Türklerindir. Bu ülke, tarihte Türk tü bugün de Türk tür ve sonsuza dek Türk olarak yasayakcaktir.
"Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel, herşeyden evvel Türkiye'nin istikbaline, kendi benligine, millî an'anelerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir.
"Türk aydınlarının kendi kendisini bilmemesinden ve başka milletlerde şu veya bu sebeple üstünlük olduğunu sanarak, kendini onlardan aşağı görmesinden doğmaktadır. Bu yanlış görüşe son vermek için Türklügümüzü bütün asaleti ve tarihi ile tanimak ve tanıtmak şarttir.
"Türkiye bir .... değildir ve hiç bir milleti de taklit etmeyecektir. Türkiye ne Amerikanlaşacak, ne de Batılılaşacaktır; o sadece özleşecektir.
"Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.
"Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.
"Taş kırılır, Tunç erir, ama Türklük ebedidir.
"Türk aleminin en büyük düşmanı komünizmdir. Her görüldüğü yerde ezilmelidir.
"Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri de dildir. Türk milletindenim diyen insan, her şeyden önce ve kesinlikle Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz. (Bölücü etniklerin, anadilde eğitim ve yayın istemlerine çanak tutan sözde Atatürkçüler bu sözü iyi öğrensin!)
"Millet sevgisi kadar büyük sevgi yoktur. Kurtuluş Savaşı'nda benim de milletime ettiğim birtakım hizmetler olmuştur zannederim. Fakat, bunlardan, hiçbirini kendime maletmedim. Yapılanın hepsi milletin eseridir dedim. Aranacak olursa doğrusu da budur. Mazide sayısız medeniyet kurmuş bir ırkın ve milletin çocukları olduğumuzu ispat etmek için, yapmamız lazım gelen şeylerin hepsini yaptığımızı ileri süremeyiz. Bugüne ve yarına bırakılmış daha birçok büyük işlerimiz vardır. İlmi araştırmalar da bunlar arasındadır. Benim arkadaşlarıma tavsiyem şudur: Şahsınız için değil fakat mensup olduğumuz millet için elbirliği ile çalışalım. Çalışmaların en büyüğü budur.
"Büyük devletler kuran ecdadımız, büyük ve şümullü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur.
"Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni özelliği ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.
"Yeni Türk yazısı, Türk'ün yaradılıştan gelen zeka ve kabiliyetini geliştirebileceğinden yeni yazımızı tarlalarında çalışan çiftçilerimize, sürüleri başında dağlarda dolasan çobanlarımıza kadar en az bir zamanda yaymaya çalısmak hepimizin vicdan ve milli haysiyet borcudur.
"Kanını taşıyandan başkasına inanma! (Etnikçi Atatürkçüler(!) bu sözü zaten bilmezler!)
"Milletleri yükselten bu hususa bir amil daha ilave edelim; Milletlerin kalbinde intikam hissi olmalı. Bu alelade bir intikam değil, hayatına, istikbaline, refahına düşman olanların zararlarını dermeyi hedef tutan bir intikamdır.
"Bütün dünya bilmeli ki; karşımızda böyle bir düşman oldukça onu affetmek elimizden gelmez ve gelmeyecektir. Düşmana merhamet, aciz ve zaaftır; bu insaniyet göstermek değil, insanlık hassasının yok olduğunu ilan eylemektir.
"Yurttaşlarım! Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir.
"Türk Milletinin karakteri yüksektir, Türk Milleti çalışkandır, Türk Milleti zekidir.
"Şu anda, büyük Türk Milletinin bir ferdi olarak, bu kutlu güne kavuşmanın, en derin sevinci ve heyacanı içindeyim.
"Türk, Türk olduğu için asildir. çoğumuz, büyük babamızın babasını hatırlamayız. Bütün soy gururumuzu, Türk olmanın içinde buluruz.
"Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağımdır.
"Mensup olduğum Türk milletinin şan ve şerefi varsa, benim de bir ferdi olmak sıfatıyla şanım ve şerefim vardır.
"Türk Milleti yüzyıllardan beri hür ve müstakil yaşamış ve istiklâli yaşamak için şart saymış bir kavmin kahraman evlatlarından ibarettir. Bu millet istiklalsiz yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır."
Onuncu Yıl Nutku'ndan:
"Az zamanda çok büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan, Türkiye Cumhuriyetidir.
"Bundaki muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak azimkârane yürümesine borçluyuz.
"Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır, Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir.
"Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.
"Bana, insanlar üstünde bir doğuş yüklemeye kalkışmayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük, Türk olarak dünyaya gelmemdir.
"Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağımdır.
"Ulusal varlığımıza düşman olanlarla dost olmayalım. Böylelerine karşı...'Türk'üm ve düşmanım sana, kalsam da bir kişi!' diyelim.
"Evvela, millete tarihini, asil bir millete mensup bulunduğunu, bütün medeniyetlerin anası olan ileri bir milletin çocukları olduğunu göstermeliyiz.
"TÜRK çetin işler başarmak için yaratılmıştır!
"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki ASİL kanda mevcuttur!
"Bir Türk, cihana bedeldir!
"Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağımdır"
YÜCE TÜRK MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Mustafa Kemal'e Atatürk'ten önce hangi soyadlar önerildi?
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Mehmet Alkan, “Atatürk” soyadının nasıl bulunduğuna açıklık getirdi
Toplumsal Tarih Dergisi’nin Ocak 2011 sayısında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Mehmet Ö. Alkan imzasıyla yayınlanan, “En Doğru Bildiğimizden Kuşkulanmak; ‘Atatürk’ Soyadı Nasıl Bulundu?” başlıklı yazıda, Ulu Önder’e Atatürk soyadının verilmesine ilişkin çok çarpıcı bilgilere yer verildi.
Resmi kaynakların hemen tamamında “Atatürk” soyadının 24 Kasım 1934 tarihinde “Türk Milletine yaptığı hizmetlerden dolayı bir teşekkür ifadesi olarak” TBMM tarafından verildiği hatırlatılan yazıda, “Ancak bu ismin nasıl bulunduğuna değinilmez. Bu konuya değinen kaynaklarda ise bir karışıklık ve karmaşa olduğu açıktır” denildi.
GAZİ, FAZLA İDDİALI BULMUŞ!
Alkan, birçok kaynakta geçtiği gibi “Atatürk” soyadını Konya Milletvekilli Naim Nazım Onat’ın bulduğu bilgisinin gerçeği yansıtmadığını belirterek; Türk Dili Tetkik Cemiyeti (TDTC) Başkanı Safvet Arıkan’ın 26 Eylül 1934 tarihinde 2. Dil Bayramı açış konuşmasında, “Ulu Önderimiz Ata Türk Mustafa Kemal” hitabının Atatürk soyadına esin kaynağı olduğunu aktardı.
Dergide, TDTC Başkanı Arıkan’ın, Atatürk kelimesinin geçtiği konuşmasını yapmadan önce Ulu Önder’e gösterdiğini ve aldığı tepkiyi kardeşine şu sözlerle aktardığı yazıldı: “Atatürk o tarihe kadar soyadı kanunu çıktığı halde henüz soyadı almamıştı. Nutku kendisine gösterdim. Atatürk, kelimesini görür görmez üzerinde durdu. Birçok kereler bu kelimeyi tekrar etti. 'Çok güzel bir buluş, yalnız çok iddialı' dedi. Müsveddede tashihler yaptığı halde, Atatürk’e dokunmadı. Bir de Türk Atası diye bir terkip kullanmıştım. Bunu daha fazla iddialı bularak Atatürk tarzında tashih etmemi emretti. Ben nutkumu verdikten epey sonra, Gazi Mustafa Kemal, Atatürk’ü soyadı olarak aldı.”
‘ATA’YI ARAŞTIRMIŞ
Gazi Kemal, “Atatürk” soyadını aldıktan sonra, isimde geçen “ata” sözcüğünün Türkçe olup olmadığı konusunda araştırma yapılmasını talep ediyor. Yapılan araştırmalar sonucunda “ata” kelimesinin Türklük kadar eski olduğu vurgulanarak, Türkçe olduğu tescil ediliyor.
Atatürk’ten önce 13 soyadı önerildi Soyadı kanunu kabul edildikten sonra Mustafa Kemal’e soyadı bulunması için adeta teyakkuza geçilir. Hatta CHP Meclis Grubu’nda dilci ve tarihçi üyelerden oluşan bir komisyon kurulur. “Atatürk”ten önce Gazi’ye soyadı için şu 13 isim önerilir:
1- Kemal Etel-Etil (Attila’nın adının orijinal söylenişidir. Büyük nehir, ırmak demektir)
2- Kemal Etelalp (Altay dilinde büyük kahraman anlamına geliyor)
3- Kemal Korkut (Korkusuz, yavuz, heybetli)
4- Kemal Arız (Türk kahramanlarından Alp Arız’dan esinlenerek önerilmiş)
5- Kemal Ulaş (Bir Türk kahramanı Ulaş oğlu Salur Kazan’ın ismi)
6- Kemal Yazır (Türk kahramanı Yağlıkçı oğlu Yazır’ın ismi)
7- Kemal Emen (Türk kahramanı Ucen oğlu Emen Beg’in ismi)
8- Kemal Çoğaş (Güneş, ışık anlamına geliyor)
9- Kemal Salır (Türk kahramanlarından birinin adı)
10- Kemal Begit (Sağlam, kavi anlamına geliyor)
11- Kemal Ergin (İrfan sahibi, mütekamil demektir)
12- Kemal Tokuş (Türk kahramanı adı: Ertokuş-Cengaver)
13- Kemal Beşe (Mümtaz, seçkin anlamına geliyor)
Düzgün KARADAŞ/ANKARA
Kemalizm yaşanarak oluşmuş bir ideolojidir
Kemalizm tamamen toplum için var olmuş ve var olacak olan bir ideolojidir. Özgür, bilimsel ve akılcı bir toplumu hedeflediği, deneyci, çoğulcu ve pragmatist bir ideoloji olduğu için halkın taleplerine anında cevap vermiş ve verecektir. Tamamen toplumun iradesiyle, ve halkın olayları yaşaması ve yaşadığı olaylardan ders çıkarmasıyla ve çağın dinamiğiyle oluşmuş bir düşünce sistemidir. Totaliter rejimler gibi baskıcı ve yayılmacı değildir.
Deneyci olduğu ve sert doktrinleri olmadığı için iç çelişkileri yoktur. Diğer ideolojiler görünürde teorik olarak zengin görünmelerine karşın, bir halkın yaşadıklarından ve deneyimlerinden çıkmadıkları için, ve sadece kişi veya kişilerin teorik dogmaları oldukları için, pratik uygulamada bir çok tehlikeli çelişkiler içine düşmüşlerdir ve yok olmaya mahkumdurlar.
Kemalizm’in temelinde özgürlük ve barış yatar (yurtta sulh, cihanda sulh). Kemalizm özgür, akılcı, çağdaş, araştırmacı ve eşitlikçi birey yetiştirmeyi amaçlar. Kemalizm toplumun yönlendirdiği bir ideoloji olarak özgür, bilimsel ve akılcı bireylere emanet edilmesi gereken bir ideolojidir.
Kemalizm’e karşı yapılan tüm saldırılar, nafiledir. Halkımızın savaş ile yok edilemeyeceğini Kurtuluş Savaşımız sonrası anlayan kapitalist ve emperyalist güç odakları, Kemalist sistemin ancak ve ancak dogmalara inanan ve onlar ile yaşayan çağ dışı cahil bir toplumun yaratılması ile mümkün olacağını görmüşlerdir. Bu nedenle ülkemizdeki Müslümanlık ile uzaktan yakından ilgisi olmayan dini akımların ve toplulukların güçlenmesi için çalışmaktadırlar. Halkımızı kamplara ayırmak için din konusunun yanı sıra çokkültürlülük kandırmacasını da topluma enjekte etmişlerdir.
Ben akılcı, çağdaş, araştırmacı, özgür, eşitlikçi, barışcı, laik, paylaşımcı, tam bağımsız yaşam tarzını halkımın yaşam tarzı olarak görüyor ve bu yaşam tarzını düzenleyen ideolojinin adına Kemalizm diyorum. Kemalizm, halkın yaşadıklarından, çektiği acılardan ve geleceğe umutla bakışından doğmuş olan ve daha kısa bir anlatım ile yaşanarak oluşmuş bir ideolojidir. Bu nedenle dünyadaki tek gerçekçi ideolojidir. Hiçbir kişinin veya zümrenin kendi çıkarları doğrultusunda teori zeminide oluşturduğu uydurma bir ideoloji değildir. Ben bu ideolojiye Kemalizm diyorum, çünkü bu ideolojiyi en güzel ve anlamlı olarak bu kelime tarif ediyor. Çünkü bu ideoloji ne sosyalizmdir, ne komunizm ne de faşizm ve emperyalizm. Kemalizm, halkımızın karakterini yansıtan bir ideolojidir ve her bir bireyinin tam bağımsız olmasını hedefleyen yaşanan ve yaşanacak olan tarihimizin garantisidir, hedefidir.
Doç. Dr. Uğur KOCA
Deneyci olduğu ve sert doktrinleri olmadığı için iç çelişkileri yoktur. Diğer ideolojiler görünürde teorik olarak zengin görünmelerine karşın, bir halkın yaşadıklarından ve deneyimlerinden çıkmadıkları için, ve sadece kişi veya kişilerin teorik dogmaları oldukları için, pratik uygulamada bir çok tehlikeli çelişkiler içine düşmüşlerdir ve yok olmaya mahkumdurlar.
Kemalizm’in temelinde özgürlük ve barış yatar (yurtta sulh, cihanda sulh). Kemalizm özgür, akılcı, çağdaş, araştırmacı ve eşitlikçi birey yetiştirmeyi amaçlar. Kemalizm toplumun yönlendirdiği bir ideoloji olarak özgür, bilimsel ve akılcı bireylere emanet edilmesi gereken bir ideolojidir.
Kemalizm’e karşı yapılan tüm saldırılar, nafiledir. Halkımızın savaş ile yok edilemeyeceğini Kurtuluş Savaşımız sonrası anlayan kapitalist ve emperyalist güç odakları, Kemalist sistemin ancak ve ancak dogmalara inanan ve onlar ile yaşayan çağ dışı cahil bir toplumun yaratılması ile mümkün olacağını görmüşlerdir. Bu nedenle ülkemizdeki Müslümanlık ile uzaktan yakından ilgisi olmayan dini akımların ve toplulukların güçlenmesi için çalışmaktadırlar. Halkımızı kamplara ayırmak için din konusunun yanı sıra çokkültürlülük kandırmacasını da topluma enjekte etmişlerdir.
Ben akılcı, çağdaş, araştırmacı, özgür, eşitlikçi, barışcı, laik, paylaşımcı, tam bağımsız yaşam tarzını halkımın yaşam tarzı olarak görüyor ve bu yaşam tarzını düzenleyen ideolojinin adına Kemalizm diyorum. Kemalizm, halkın yaşadıklarından, çektiği acılardan ve geleceğe umutla bakışından doğmuş olan ve daha kısa bir anlatım ile yaşanarak oluşmuş bir ideolojidir. Bu nedenle dünyadaki tek gerçekçi ideolojidir. Hiçbir kişinin veya zümrenin kendi çıkarları doğrultusunda teori zeminide oluşturduğu uydurma bir ideoloji değildir. Ben bu ideolojiye Kemalizm diyorum, çünkü bu ideolojiyi en güzel ve anlamlı olarak bu kelime tarif ediyor. Çünkü bu ideoloji ne sosyalizmdir, ne komunizm ne de faşizm ve emperyalizm. Kemalizm, halkımızın karakterini yansıtan bir ideolojidir ve her bir bireyinin tam bağımsız olmasını hedefleyen yaşanan ve yaşanacak olan tarihimizin garantisidir, hedefidir.
Doç. Dr. Uğur KOCA
O Bir "Kalem" idi
Bazı çevreler bugünlerde yaşadığımız sorunların Cumhuriyet’in kuruluş ideolojisinden kaynaklandığını yazıyor, söylüyor! Bunu yaparken tarihi eğip büküyor; yarım yamalak bilgileriyle büyük sonuçlara varıyor. Yapmak istedikleri mevcut iktidarın “resmi tarihini” oluşturmak. Peki, Cumhuriyet tarihinde kimlerin üreten “Kalem”; kimlerin sürekli satıp savuşturan ve mülk kalmayınca umudunu dışa bağlayan “Silgi” olduğunu öğrenmek ister misiniz?
Tarih 16 Ağustos 1838.
Sadrazam Reşid Paşa, İngiliz elçisi Lord Stratford Canning ile Osmanlı- İngiliz ticaret antlaşmasını imzaladı. Antlaşmayla Osmanlı, iç pazarını tümüyle yabancılara açtı. “Devletçi ekonomiyi” rafa kaldırdı; gümrük vergilerini düşürdü; Osmanlı’yı ucuz ithal mallar cenneti yaptı. On binlerce küçük esnaf iflas etti.
Bir yıl sonra; açık pazar haline getirilen ekonomik düzenin gerekli kıldığı mali, idari reformları Tanzimat Fermanı’yla gerçekleştirildi.
Sonuç: 1814’de bir İngiliz Sterlini 23 Osmanlı kuruşuydu; 1839’da bir İngiliz Sterlini 104 Osmanlı kuruşu oldu!
Osmanlı nüfusu giderek yoksullaşırken, küçük bir azınlık alafranga yaşamın getirdiği tüketime yöneldi. “Araba Sevdası” başladı.
O sırada Avrupa sermayesinde de yapısal dönüşüm yaşandı. Mali sermaye büyük güç haline geldi. Bu durum Osmanlı gibi ülkelere sermaye akımını hızlandırdı.
Osmanlı da gerek savaş, gerek tüketime yönelik yeni yaşam tarzı nedenleriyle hep borçlandı. İhtiyacı olan parayı Avrupa para piyasalarından buldu.
Avrupalı kendi ülkesindeki yüzde 3–4 gibi düşük faiz gelirleri yerine, yüzde 11–12 gibi yüksek faiz veren İstanbul borsasına yöneldi. (Bugüne ne kadar benziyor!)
Sonucu tahmin etmişsinizdir; Osmanlı 1875’de faiz borçlarını ödeyemeyeceğini açıkladı. Avrupa ayağa kalktı. (Bu borcu kimin ödediğini biraz sonra okuyacaksınız!)
Osmanlı’nın iflasından iki ay sonra, önce Bulgarlar sonra Sırplar ayaklandı.
İngilizler, Sadrazam Nedim Paşa aracılığıyla Rusya’ya yakınlaşan Sultan Abdulaziz’i Harp Okulu öğrencilerinin de katıldığı askeri darbeyle tahtan indirdi.
Darbeler, iktidar değişiklikleri, reformlar Osmanlı’ya “ilaç” olmadı. Süreç I. Dünya Savaşı sonuna kadar uzadı. Çünkü emperyal güçler Osmanlı’yı nasıl paylaşacaklarına karar verememişti. Sonra ne olduğunu biliyorsunuz…
Cumhuriyet kalıplaşmış
övgülerle kurulmadı
Savaş sonucunda, Osmanlı’nın ordusu dağıtılmıştı; ne kara ordusu kalmıştı ne hava ne de deniz gücü. 325 bin şehit, 400 bin yaralı, 250 bin esir ve kayıp vardı.
Ankara’da ise…
Silah yoktu. Para yoktu. Döviz yoktu. Hisse senedi-tahvil yoktu. Borç alacak kimse de yoktu.
Bu nedenledir ki…
Apoletleri sökülmüş, maaşına el konulmuş Mustafa Kemal, kongre için Anadolu’nun tozlu yollarına düştüğünde, erzakında 20 yumurta, 1 okka peynir ve sadece 20 ekmeği vardı.
Karşısında sadece yedi düvel yoktu. Hani diyorlar ya, “Mustafa Kemal’i Anadolu’ya para verip gönderen Sultan Vahdettin’dir!”
Peki Saray, Düyun-u Umumiye’den 900 bin lira ve Osmanlı Bankası’ndan 1.340 bin lira borç alıp kurduğu Kuvay-i İnzibatiye’yi niye ulusalcıların üzerine sürdü? Neyse, böylesi saçmalıklara inanan var mı?
Mustafa Kemal tarihin yönünü bu şartlarda değiştirdi.
Fakat savaştan yeni çıkmış, hiçbir alt yapısı olmayan yeni ülke ekonomisi nasıl inşa edilecekti?
Geliniz son yıllarda hep gözden kaçırılan bir ekonomik gerçeğin peşine düşelim…
BAĞIMSIZLIK=DENK BÜTÇE
Falih Rıfkı Atay diyor ki: “Bilmiyorduk; bir bilen ve öğreten de yoktu. Herkes şaşırtıcı ve umut kırıcıydı. Nasihat verenleri dinlesek, kollarımızı kavuşturup bir asır beklemeliydik. Aldanmak, avlanmak, yaptığımızı bozmak veya kullanmamak hepsi hesaptaydı. Her şey yapılmalı ve yapılanların sahibi bu millet olmalıydı.”
Sadece Batı dayatması programları reddetmediler; onlara göre denk bütçe bağımsızlık demekti.
Yıl: 1923
-Kapitülasyonlar kaldırıldı.
-Osmanlı’nın borçları (1854 itibariyle) kabul edilip yıllar içinde ödenmesine karar verildi. Osmanlı dönemi iç borçlar ve Kurtuluş Savaşı’nda yapılan “Tekalifi Milliye” denilen borçlar da ödenecekti.
-Ergani Bakır Madeni’nin devlet tarafından işletilmesine karar verildi.
-Atatürk, Hindistan’dan kendi şahsına gönderilen paralarla İş Bankası’nı kurdurdu.
-Savaş yorgunu köylüye 8 milyon lira kredi dağıtıldı.
Yıl 1924
-Bütçenin önemli gelirlerinden olan ancak köylüyü ezen, geleneksel Osmanlı Aşar Vergisi kaldırıldı.
-1937 yılına kadar aralıklarla sürecek Kürt isyanları, Şeyh Said ayaklanmasıyla başladı.
-İstanbul’dan kalkan deneme uçağı 3 saat sonra Ankara’ya indi.
-Üstünde Türkiye Cumhuriyeti yazan madeni 10 kuruşluk paralar tedavüle çıktı.
-Samsun-Çarşamba demiryolu temeli atıldı.
Yıl: 1925
-Son 30 yılda kaçakçı-kolcu çatışmalarında 400 bin kişinin öldüğü Tütün Rejisi Fransızlardan alınarak lağvedildi.
-Ankara-Yahşiyan; Kütahya-Tavşanlı demiryolu açıldı.
-Sanayi ve Maadin Bankası kuruldu.
-Atatürk, -köylülere örnek olması için- kendi parasıyla Atatürk Orman Çiftliği yapılmasını sağladı.
-İzmir Liman ve Körfez İşleri İnhisarı TAŞ kuruldu.
-Menderes köprüsü üzerine ilk betonarme köprü yapıldı.
Yıl: 1926
-Emlak ve Eytam Bankası kuruldu.
-Kayseri’de uçak fabrikası açıldı.
-Alpullu şeker fabrikası açıldı.
-Uşak şeker fabrikası açıldı.
-Samsun limanının inşaatına başlandı.
-Samsun-Kavak demiryolu açıldı.
-Serbest bölge kurma girişimlerine başlandı.
Yıl: 1927
Sayım yapıldı. Nüfus 13.5 milyon. Bunun yüzde 83.7’si köyde yaşıyor. Okuryazar oranı yüzde 11 idi.
-Bursa dokumacılık fabrikası açıldı.
-Yerköy-Kayseri; Ankara-Kayseri; Samsun-Amasya; Samsun-Havza demiryolu açıldı.
-Devlet demiryolları ve limanları idaresi kuruldu.
-Bünyan dokuma fabrikası açıldı.
-Cumhuriyet’in ilk kağıt paraları tedavüle çıktı.
-Ankara radyosu yayına başladı.
Yıl: 1928
-Ankara çimento fabrikası açıldı.
-Amasya Zile; Kütahya-Tavşanlı demiryolu açıldı.
-Sirkeci-Haydarpaşa arasında feribot seferi başladı.
WALL STREET KRİZİ
Türkiye daha savaş ekonomisinin ağırlığından kurtulamadan, 1929 dünya (Wall Street) büyük ekonomik kriziyle sarsıldı. Krizin etkisine bir örnek vermeliyim: İlkel geleneksel teknikten kurtarılması için makine ithaline büyük kolaylıklar sağlandı. Bunun sonucu 1929’a kadar Türkiye’ye 2500 traktör girdi. Fakat krizden sonra büyük düşüş yaşandı. Makine ithali 1928’de 2 milyon 298 bin lira iken 1933’te 224 bin liraya kadar düştü!
Yıl: 1929
-İstanbul’da otomobil fabrikası kuruldu.
-Zirai Kredi Kooperatifleri’nin kurulmasına karar verildi.
-Ankara demiryolu hattı ve Haydarpaşa Limanı millileştirildi.
-Doğu Anadolu’da Muhtaç Çiftçilere Arazi Tevziine (toprak reformuna) karar verildi.
-Mersin-Adana demiryolu Fransızlardan satın alındı.
-Ankara-İstanbul arasında telefon bağlantısı kuruldu.
Yıl: 1930
-Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kuruldu; ilk üyesi Mustafa Kemal oldu.
-Kayseri-Şarkışla; Ankara-Sivas; Emirler-Balıköy; Bolkuş-Filyos; Zile-Kunduz demiryolu açıldı.
-Türk parasını koruma kanunu çıktı.
-Batı’nın “kuramazsınız” dediği Merkez Bankası kuruldu.
-İstanbul Galata Köprüsü’nden geçiş ücreti alınması kaldırıldı.
-Düyun-u Umumiye binası hükümete teslim edildi.
Yıl: 1931
-Devletçilik ilkesi sadece CHP’nin altı oku olmadı; Anayasa’ya da girdi.
-Ankara’da Ziraat Kongresi toplandı.
-İthalatın sınırlandırılmasına karar verildi.
-Malatya-Doğanşehir; Mudanya-Bursa demiryolu yapıldı.
-Kelkit Irmağı üzerine Akçağıl Köprüsü yapıldı.
Yıl: 1932
-Tütün Kongresi toplandı.
-Kütahya-Balıkesir; Samsun-Sivas; Kunduz-Kalın; Ulukışla-Niğde demiryolu yapıldı.
-Türkiye Sanayi Kredi Bankası kuruldu.
Yıl: 1933
-Samsun-Çarşamba; Adana-Fevzipaşa tren hattı satın alındı.
-Afyon-Antalya demiryolu yapıldı.
-Mevduat Koruma Kanunu kabul edildi.
-Sümerbank faaliyete geçirildi.
-Tefecilerle mücadele etmek için Halk Bankası kuruldu.
-Denizyolları devletçe işletilmeye başlandı.
- Eskişehir şeker fabrikası açıldı.
- İzmir Rıhtım Şirketi devletçe satın alındı.
-Ankara-İstanbul tarifeli uçak seferi başladı.
DEVLET BABA DÖNEMİ
Cumhuriyet kadrolarının tüm çabalarına rağmen, Osmanlı’dan beri sürüp gelen dışa bağımlılık, ulusal özel sektörün bir türlü geliştirilmemiş olması, sanayinin kurulmasına pek olanak vermedi. Bu da devlet eliyle gerçekleştirildi.
Yıl: 1934
-Sovyetler Birliği ile kredi antlaşması imzalandı
-Ankara, Sivas, Konya, Eskişehir’de buğday siloları inşasına başlandı.
-Kayseri uçak fabrikasında yapılan 6 uçak Ankara’ya uçtu.
-Bursa’da süt tozu fabrikası açıldı.
-Bakırköy bez fabrikası açıldı. Konya Ereğli’de bez fabrikasının temeli atıldı.
-İzmit kağıt fabrikası kuruldu.
-Zonguldak’ta kömür yıkama fabrikası işletmeye açıldı; Antrasit fabrikasının temeli atıldı.
-Keçiborlu kükürt fabrikası işletmeye açıldı.
-Isparta gülyağı fabrikası işletmeye açıldı.
-Kayseri mensucat fabrikası kuruldu.
-Halk için ucuz ve dayanıklı ayakkabı üretmek amacıyla Beykoz fabrikası kuruldu.
-Turhal şeker fabrikası işletmeye açıldı.
-Afyon-Antalya; Diyarbakır-Fevzipaşa; Ortaköy-Bolkuş; Fırat-Yolçatı demiryolu yapıldı.
-Üsküdar-Kadıköy tramvay hattının ilk denemesi yapıldı.
Yıl: 1935
-İstanbul liman şirketi devletçe satın alındı.
-Aydın demiryolu hattı devletçe satın alındı.
-Gediz ve Göksu nehirleri üzerine köprüler inşa edildi.
-Maden Teknik Arama Enstitüsü ve Elektrik İşleri Etüt İdaresi kuruldu.
-Etibank kuruldu.
-Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi kuruldu.
-Diyarbakır-Fevzipaşa; Fevzipaşa-Ergani; Ergani-Osmaniye; Çankırı-Atkaracalar; Sıvas-Eskiköy demiryolu yapıldı.
-Tarım Satış Kooperatifleri kuruldu.
-Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası işletmeye açıldı.
-Ankara’da fındık kongresi toplandı.
-Nazilli basma fabrikası kuruldu.
-İstanbul telefon şebekesi devlet tarafından satın alındı.
-Ankara-Zonguldak telefon hattı açıldı.
-Ankara’da gaz maskesi fabrikası kuruldu.
Yıl: 1936
-Ankara’da Endüstri Kongresi toplandı.
-Deutsche Bank’ın elindeki Ergani Bakır Madeni İşletmesi satın alındı.
-Ankara Çubuk Barajı yapımına başlandı.
-İzmir havagazı şirketi devletçe satın alındı.
-İzmit’te ikinci kağıt fabrikasının temeli atıldı.
-Ereğli kömür işletmesi devletçe satın alındı.
-Erzurum-Sivas; Afyon-Karakuyu; Isparta-Bozönü; Eskiköy-Çetinkaya; Yazıhan-Hekimhan demiryolu yapıldı.
-İlk kömür treni Ankara’ya geldi.
-Edirne-Sirkeci demiryolu hattı ve Şark Demiryolları devletçe satın alındı.
-Gaziantep buz fabrikası açıldı.
-Bursa’da Hasanpaşa Köprüsü yapıldı.
-İstanbul Haliç üzerine köprü inşaatı temeli atıldı.
Yıl: 1937
-Ormanlar devletleştirildi.
-Atatürk çiftliklerini devlete bağışladı.
-İlk Türk gemisi Belkıs denize indirildi.
-İlk Türk denizaltının yapımına başlandı.
-Karabük Demir Çelik Fabrikası’nın temeli atıldı.
-Konya bez fabrikası açıldı.
-Malatya bez fabrikasının temeli atıldı.
-Türkiyle Cumhuriyeti Ziraat Bankası kanunu kabul edildi.
-Hükümetçe satın alınan, Toprakkale-Payas; Islahiye- Meydanıekbaz işletmeye açıldı.
-Denizbank kuruldu.
-Kadıköy su şirketi devletçe satın alındı.
-İstanbul-Edirne karayolu açıldı.
-Burhaniye-Ayvalık yolu; Sakarya Nehri, Fırat Nehri, Kızılırmak Nehri ve Murat Irmağı üzerine köprüler yapıldı.
-Diyarbakır-Cizre; Hekimhan-Çetinkaya; Zonguldak-Çatalağzı demiryolu yapıldı.
-Telsiz kanunu kabul edildi.
-Türk Hava Yolları İstanbul-Bükreş arasında ilk uçak seferi yapıldı.
Yıl: 1938
-Gemlik suni ipek fabrikası açıldı
-Bursa merinos fabrikası açıldı.
-Divriği demir madenleri işletmesi faaliyete geçti.
-İzmir Telefon Şirketi devletçe satın alındı.
-İstanbul Elektrik Şirketi devletçe satın alındı.
-Sermayesi devlet tarafından verilen KİT’ler kuruldu.
-Toprak Mahsulleri Ofisi kuruldu.
-İzmir klor fabrikası kuruldu.
-Ankara-Erzurum tren hattı Erzincan’a ulaştı.
-1923-38 yılları arasında topraksız köylüye toplam 708 bin hektar toprak dağıtıldı.
-Ve Mustafa Kemal vefat etti.
O bir “kalem” idi.
Türkiye bugün “kalemler” ile “silgilerin” çatışmasına sahne olmaktadır!
Tarih 16 Ağustos 1838.
Sadrazam Reşid Paşa, İngiliz elçisi Lord Stratford Canning ile Osmanlı- İngiliz ticaret antlaşmasını imzaladı. Antlaşmayla Osmanlı, iç pazarını tümüyle yabancılara açtı. “Devletçi ekonomiyi” rafa kaldırdı; gümrük vergilerini düşürdü; Osmanlı’yı ucuz ithal mallar cenneti yaptı. On binlerce küçük esnaf iflas etti.
Bir yıl sonra; açık pazar haline getirilen ekonomik düzenin gerekli kıldığı mali, idari reformları Tanzimat Fermanı’yla gerçekleştirildi.
Sonuç: 1814’de bir İngiliz Sterlini 23 Osmanlı kuruşuydu; 1839’da bir İngiliz Sterlini 104 Osmanlı kuruşu oldu!
Osmanlı nüfusu giderek yoksullaşırken, küçük bir azınlık alafranga yaşamın getirdiği tüketime yöneldi. “Araba Sevdası” başladı.
O sırada Avrupa sermayesinde de yapısal dönüşüm yaşandı. Mali sermaye büyük güç haline geldi. Bu durum Osmanlı gibi ülkelere sermaye akımını hızlandırdı.
Osmanlı da gerek savaş, gerek tüketime yönelik yeni yaşam tarzı nedenleriyle hep borçlandı. İhtiyacı olan parayı Avrupa para piyasalarından buldu.
Avrupalı kendi ülkesindeki yüzde 3–4 gibi düşük faiz gelirleri yerine, yüzde 11–12 gibi yüksek faiz veren İstanbul borsasına yöneldi. (Bugüne ne kadar benziyor!)
Sonucu tahmin etmişsinizdir; Osmanlı 1875’de faiz borçlarını ödeyemeyeceğini açıkladı. Avrupa ayağa kalktı. (Bu borcu kimin ödediğini biraz sonra okuyacaksınız!)
Osmanlı’nın iflasından iki ay sonra, önce Bulgarlar sonra Sırplar ayaklandı.
İngilizler, Sadrazam Nedim Paşa aracılığıyla Rusya’ya yakınlaşan Sultan Abdulaziz’i Harp Okulu öğrencilerinin de katıldığı askeri darbeyle tahtan indirdi.
Darbeler, iktidar değişiklikleri, reformlar Osmanlı’ya “ilaç” olmadı. Süreç I. Dünya Savaşı sonuna kadar uzadı. Çünkü emperyal güçler Osmanlı’yı nasıl paylaşacaklarına karar verememişti. Sonra ne olduğunu biliyorsunuz…
Cumhuriyet kalıplaşmış
övgülerle kurulmadı
Savaş sonucunda, Osmanlı’nın ordusu dağıtılmıştı; ne kara ordusu kalmıştı ne hava ne de deniz gücü. 325 bin şehit, 400 bin yaralı, 250 bin esir ve kayıp vardı.
Ankara’da ise…
Silah yoktu. Para yoktu. Döviz yoktu. Hisse senedi-tahvil yoktu. Borç alacak kimse de yoktu.
Bu nedenledir ki…
Apoletleri sökülmüş, maaşına el konulmuş Mustafa Kemal, kongre için Anadolu’nun tozlu yollarına düştüğünde, erzakında 20 yumurta, 1 okka peynir ve sadece 20 ekmeği vardı.
Karşısında sadece yedi düvel yoktu. Hani diyorlar ya, “Mustafa Kemal’i Anadolu’ya para verip gönderen Sultan Vahdettin’dir!”
Peki Saray, Düyun-u Umumiye’den 900 bin lira ve Osmanlı Bankası’ndan 1.340 bin lira borç alıp kurduğu Kuvay-i İnzibatiye’yi niye ulusalcıların üzerine sürdü? Neyse, böylesi saçmalıklara inanan var mı?
Mustafa Kemal tarihin yönünü bu şartlarda değiştirdi.
Fakat savaştan yeni çıkmış, hiçbir alt yapısı olmayan yeni ülke ekonomisi nasıl inşa edilecekti?
Geliniz son yıllarda hep gözden kaçırılan bir ekonomik gerçeğin peşine düşelim…
BAĞIMSIZLIK=DENK BÜTÇE
Falih Rıfkı Atay diyor ki: “Bilmiyorduk; bir bilen ve öğreten de yoktu. Herkes şaşırtıcı ve umut kırıcıydı. Nasihat verenleri dinlesek, kollarımızı kavuşturup bir asır beklemeliydik. Aldanmak, avlanmak, yaptığımızı bozmak veya kullanmamak hepsi hesaptaydı. Her şey yapılmalı ve yapılanların sahibi bu millet olmalıydı.”
Sadece Batı dayatması programları reddetmediler; onlara göre denk bütçe bağımsızlık demekti.
Yıl: 1923
-Kapitülasyonlar kaldırıldı.
-Osmanlı’nın borçları (1854 itibariyle) kabul edilip yıllar içinde ödenmesine karar verildi. Osmanlı dönemi iç borçlar ve Kurtuluş Savaşı’nda yapılan “Tekalifi Milliye” denilen borçlar da ödenecekti.
-Ergani Bakır Madeni’nin devlet tarafından işletilmesine karar verildi.
-Atatürk, Hindistan’dan kendi şahsına gönderilen paralarla İş Bankası’nı kurdurdu.
-Savaş yorgunu köylüye 8 milyon lira kredi dağıtıldı.
Yıl 1924
-Bütçenin önemli gelirlerinden olan ancak köylüyü ezen, geleneksel Osmanlı Aşar Vergisi kaldırıldı.
-1937 yılına kadar aralıklarla sürecek Kürt isyanları, Şeyh Said ayaklanmasıyla başladı.
-İstanbul’dan kalkan deneme uçağı 3 saat sonra Ankara’ya indi.
-Üstünde Türkiye Cumhuriyeti yazan madeni 10 kuruşluk paralar tedavüle çıktı.
-Samsun-Çarşamba demiryolu temeli atıldı.
Yıl: 1925
-Son 30 yılda kaçakçı-kolcu çatışmalarında 400 bin kişinin öldüğü Tütün Rejisi Fransızlardan alınarak lağvedildi.
-Ankara-Yahşiyan; Kütahya-Tavşanlı demiryolu açıldı.
-Sanayi ve Maadin Bankası kuruldu.
-Atatürk, -köylülere örnek olması için- kendi parasıyla Atatürk Orman Çiftliği yapılmasını sağladı.
-İzmir Liman ve Körfez İşleri İnhisarı TAŞ kuruldu.
-Menderes köprüsü üzerine ilk betonarme köprü yapıldı.
Yıl: 1926
-Emlak ve Eytam Bankası kuruldu.
-Kayseri’de uçak fabrikası açıldı.
-Alpullu şeker fabrikası açıldı.
-Uşak şeker fabrikası açıldı.
-Samsun limanının inşaatına başlandı.
-Samsun-Kavak demiryolu açıldı.
-Serbest bölge kurma girişimlerine başlandı.
Yıl: 1927
Sayım yapıldı. Nüfus 13.5 milyon. Bunun yüzde 83.7’si köyde yaşıyor. Okuryazar oranı yüzde 11 idi.
-Bursa dokumacılık fabrikası açıldı.
-Yerköy-Kayseri; Ankara-Kayseri; Samsun-Amasya; Samsun-Havza demiryolu açıldı.
-Devlet demiryolları ve limanları idaresi kuruldu.
-Bünyan dokuma fabrikası açıldı.
-Cumhuriyet’in ilk kağıt paraları tedavüle çıktı.
-Ankara radyosu yayına başladı.
Yıl: 1928
-Ankara çimento fabrikası açıldı.
-Amasya Zile; Kütahya-Tavşanlı demiryolu açıldı.
-Sirkeci-Haydarpaşa arasında feribot seferi başladı.
WALL STREET KRİZİ
Türkiye daha savaş ekonomisinin ağırlığından kurtulamadan, 1929 dünya (Wall Street) büyük ekonomik kriziyle sarsıldı. Krizin etkisine bir örnek vermeliyim: İlkel geleneksel teknikten kurtarılması için makine ithaline büyük kolaylıklar sağlandı. Bunun sonucu 1929’a kadar Türkiye’ye 2500 traktör girdi. Fakat krizden sonra büyük düşüş yaşandı. Makine ithali 1928’de 2 milyon 298 bin lira iken 1933’te 224 bin liraya kadar düştü!
Yıl: 1929
-İstanbul’da otomobil fabrikası kuruldu.
-Zirai Kredi Kooperatifleri’nin kurulmasına karar verildi.
-Ankara demiryolu hattı ve Haydarpaşa Limanı millileştirildi.
-Doğu Anadolu’da Muhtaç Çiftçilere Arazi Tevziine (toprak reformuna) karar verildi.
-Mersin-Adana demiryolu Fransızlardan satın alındı.
-Ankara-İstanbul arasında telefon bağlantısı kuruldu.
Yıl: 1930
-Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kuruldu; ilk üyesi Mustafa Kemal oldu.
-Kayseri-Şarkışla; Ankara-Sivas; Emirler-Balıköy; Bolkuş-Filyos; Zile-Kunduz demiryolu açıldı.
-Türk parasını koruma kanunu çıktı.
-Batı’nın “kuramazsınız” dediği Merkez Bankası kuruldu.
-İstanbul Galata Köprüsü’nden geçiş ücreti alınması kaldırıldı.
-Düyun-u Umumiye binası hükümete teslim edildi.
Yıl: 1931
-Devletçilik ilkesi sadece CHP’nin altı oku olmadı; Anayasa’ya da girdi.
-Ankara’da Ziraat Kongresi toplandı.
-İthalatın sınırlandırılmasına karar verildi.
-Malatya-Doğanşehir; Mudanya-Bursa demiryolu yapıldı.
-Kelkit Irmağı üzerine Akçağıl Köprüsü yapıldı.
Yıl: 1932
-Tütün Kongresi toplandı.
-Kütahya-Balıkesir; Samsun-Sivas; Kunduz-Kalın; Ulukışla-Niğde demiryolu yapıldı.
-Türkiye Sanayi Kredi Bankası kuruldu.
Yıl: 1933
-Samsun-Çarşamba; Adana-Fevzipaşa tren hattı satın alındı.
-Afyon-Antalya demiryolu yapıldı.
-Mevduat Koruma Kanunu kabul edildi.
-Sümerbank faaliyete geçirildi.
-Tefecilerle mücadele etmek için Halk Bankası kuruldu.
-Denizyolları devletçe işletilmeye başlandı.
- Eskişehir şeker fabrikası açıldı.
- İzmir Rıhtım Şirketi devletçe satın alındı.
-Ankara-İstanbul tarifeli uçak seferi başladı.
DEVLET BABA DÖNEMİ
Cumhuriyet kadrolarının tüm çabalarına rağmen, Osmanlı’dan beri sürüp gelen dışa bağımlılık, ulusal özel sektörün bir türlü geliştirilmemiş olması, sanayinin kurulmasına pek olanak vermedi. Bu da devlet eliyle gerçekleştirildi.
Yıl: 1934
-Sovyetler Birliği ile kredi antlaşması imzalandı
-Ankara, Sivas, Konya, Eskişehir’de buğday siloları inşasına başlandı.
-Kayseri uçak fabrikasında yapılan 6 uçak Ankara’ya uçtu.
-Bursa’da süt tozu fabrikası açıldı.
-Bakırköy bez fabrikası açıldı. Konya Ereğli’de bez fabrikasının temeli atıldı.
-İzmit kağıt fabrikası kuruldu.
-Zonguldak’ta kömür yıkama fabrikası işletmeye açıldı; Antrasit fabrikasının temeli atıldı.
-Keçiborlu kükürt fabrikası işletmeye açıldı.
-Isparta gülyağı fabrikası işletmeye açıldı.
-Kayseri mensucat fabrikası kuruldu.
-Halk için ucuz ve dayanıklı ayakkabı üretmek amacıyla Beykoz fabrikası kuruldu.
-Turhal şeker fabrikası işletmeye açıldı.
-Afyon-Antalya; Diyarbakır-Fevzipaşa; Ortaköy-Bolkuş; Fırat-Yolçatı demiryolu yapıldı.
-Üsküdar-Kadıköy tramvay hattının ilk denemesi yapıldı.
Yıl: 1935
-İstanbul liman şirketi devletçe satın alındı.
-Aydın demiryolu hattı devletçe satın alındı.
-Gediz ve Göksu nehirleri üzerine köprüler inşa edildi.
-Maden Teknik Arama Enstitüsü ve Elektrik İşleri Etüt İdaresi kuruldu.
-Etibank kuruldu.
-Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi kuruldu.
-Diyarbakır-Fevzipaşa; Fevzipaşa-Ergani; Ergani-Osmaniye; Çankırı-Atkaracalar; Sıvas-Eskiköy demiryolu yapıldı.
-Tarım Satış Kooperatifleri kuruldu.
-Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası işletmeye açıldı.
-Ankara’da fındık kongresi toplandı.
-Nazilli basma fabrikası kuruldu.
-İstanbul telefon şebekesi devlet tarafından satın alındı.
-Ankara-Zonguldak telefon hattı açıldı.
-Ankara’da gaz maskesi fabrikası kuruldu.
Yıl: 1936
-Ankara’da Endüstri Kongresi toplandı.
-Deutsche Bank’ın elindeki Ergani Bakır Madeni İşletmesi satın alındı.
-Ankara Çubuk Barajı yapımına başlandı.
-İzmir havagazı şirketi devletçe satın alındı.
-İzmit’te ikinci kağıt fabrikasının temeli atıldı.
-Ereğli kömür işletmesi devletçe satın alındı.
-Erzurum-Sivas; Afyon-Karakuyu; Isparta-Bozönü; Eskiköy-Çetinkaya; Yazıhan-Hekimhan demiryolu yapıldı.
-İlk kömür treni Ankara’ya geldi.
-Edirne-Sirkeci demiryolu hattı ve Şark Demiryolları devletçe satın alındı.
-Gaziantep buz fabrikası açıldı.
-Bursa’da Hasanpaşa Köprüsü yapıldı.
-İstanbul Haliç üzerine köprü inşaatı temeli atıldı.
Yıl: 1937
-Ormanlar devletleştirildi.
-Atatürk çiftliklerini devlete bağışladı.
-İlk Türk gemisi Belkıs denize indirildi.
-İlk Türk denizaltının yapımına başlandı.
-Karabük Demir Çelik Fabrikası’nın temeli atıldı.
-Konya bez fabrikası açıldı.
-Malatya bez fabrikasının temeli atıldı.
-Türkiyle Cumhuriyeti Ziraat Bankası kanunu kabul edildi.
-Hükümetçe satın alınan, Toprakkale-Payas; Islahiye- Meydanıekbaz işletmeye açıldı.
-Denizbank kuruldu.
-Kadıköy su şirketi devletçe satın alındı.
-İstanbul-Edirne karayolu açıldı.
-Burhaniye-Ayvalık yolu; Sakarya Nehri, Fırat Nehri, Kızılırmak Nehri ve Murat Irmağı üzerine köprüler yapıldı.
-Diyarbakır-Cizre; Hekimhan-Çetinkaya; Zonguldak-Çatalağzı demiryolu yapıldı.
-Telsiz kanunu kabul edildi.
-Türk Hava Yolları İstanbul-Bükreş arasında ilk uçak seferi yapıldı.
Yıl: 1938
-Gemlik suni ipek fabrikası açıldı
-Bursa merinos fabrikası açıldı.
-Divriği demir madenleri işletmesi faaliyete geçti.
-İzmir Telefon Şirketi devletçe satın alındı.
-İstanbul Elektrik Şirketi devletçe satın alındı.
-Sermayesi devlet tarafından verilen KİT’ler kuruldu.
-Toprak Mahsulleri Ofisi kuruldu.
-İzmir klor fabrikası kuruldu.
-Ankara-Erzurum tren hattı Erzincan’a ulaştı.
-1923-38 yılları arasında topraksız köylüye toplam 708 bin hektar toprak dağıtıldı.
-Ve Mustafa Kemal vefat etti.
O bir “kalem” idi.
Türkiye bugün “kalemler” ile “silgilerin” çatışmasına sahne olmaktadır!
Türk İnkılabı nedir?
Atatürk kendi eseri olan Buyuk Turk Inkılabı'nın belirli niteliklerini 5.12.1925 de Ankara hukuk Fakültesi’nin açılışında şu sözlerle anlatmıştır:
“Türk İnkılabı nedir? Bu inkılap kelimenin vehleten (ilk anda) ima ettiği ihtilal manasından başka ondan daha geniş bir tahavvülü (1) ifade etmektedir. Milletin mevcudiyetini idame etmek için fertler arasında düşündüğü müşterek rabıta, asırlardan beri gelen şekil ve mahiyetini değiştirmiş, yani millet dini ve mezhebi irtibat yerine Türk Milliyeti rabıtasıyla efradını toplamıştır.”
“Altı sene Zarfında büyük milletimizin hayat cereyanında vücuda getirdiği bu tahavvüller herhangi bir ihtilalden çok fazla yüksek olan muazzam inkılaplardandır”.
“Çok milletlerin kurtuluş ve yükseliş mücadelesinde mütehevvir oldukları görülmüştür. Fakat bu tehevvür (3) Türk Milletinin şuurlu tehevvürüne benzemez”.
(1) tahavvül: Bir durumdan başka bir duruma geçme, değişme, değişkenlik, dönüşme, dönüşüm.
(2) mütehevvir: Öfkeli, kızgın.
(3) tehevvür: Öke, kızgınlık.
“Türk İnkılabı nedir? Bu inkılap kelimenin vehleten (ilk anda) ima ettiği ihtilal manasından başka ondan daha geniş bir tahavvülü (1) ifade etmektedir. Milletin mevcudiyetini idame etmek için fertler arasında düşündüğü müşterek rabıta, asırlardan beri gelen şekil ve mahiyetini değiştirmiş, yani millet dini ve mezhebi irtibat yerine Türk Milliyeti rabıtasıyla efradını toplamıştır.”
“Altı sene Zarfında büyük milletimizin hayat cereyanında vücuda getirdiği bu tahavvüller herhangi bir ihtilalden çok fazla yüksek olan muazzam inkılaplardandır”.
“Çok milletlerin kurtuluş ve yükseliş mücadelesinde mütehevvir oldukları görülmüştür. Fakat bu tehevvür (3) Türk Milletinin şuurlu tehevvürüne benzemez”.
(1) tahavvül: Bir durumdan başka bir duruma geçme, değişme, değişkenlik, dönüşme, dönüşüm.
(2) mütehevvir: Öfkeli, kızgın.
(3) tehevvür: Öke, kızgınlık.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)